Kayıtlar

Neden Düşeriz - 8 - Hikaye 002

Bölüm 8 : Tükeniş 26 Mayıs ANLATAMIYORUM Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu. Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. — Orhan Veli Kanık Yine bir şiir. Orhan Veli'den Anlatamıyorum şiiri. İnsan duygularını ifade etmek için pek çok yol kullanır. Bazen güler bazen ağlar. Bazen yazar bazen okur. Bazen de susar; en gürültülü şey odur aslında, susan bir insanın içindeki kıyamet. Peki anlatamazsa? Duygusunu ifade edemezse, düşüncesini anlatamazsa. Kendi çalıp kendi oynarsa. Yalnız olur artık. Der ki Anlatamıyorum. Nedir onun anlatamadığı? Sorun onda mı yoksa karşı da mı? Ne ki onu farklı yapan? Sıkıntılar mı? Sıkıntıysa bir tek o mu yaşıyor. Yani herkesten farklı olarak ne yaşıyor? Herkesle aynı şeyleri yaşıyor. Nerdeyse. Onun sıkıntısı farkındalık mı? Bir tek o mu fark etmiş. Belki. ...

Neden Düşeriz - 7 - Hikaye 002

Bölüm 7 : Soğuk Sancısı Örtüyü birden kaldırmak adeta sancı gibiydi. (örtü bazen nefes alır, ben duyuyorum)  Birden kaldırmış ve soğuk hava hemen temas etmişti. Bir saniyelik bir şoktan sonra soğuk hemen kendini belli ediyordu. Soğuk bile benden hızlı davranıyor bazen, buna da alıştım. Yırtık paltosunu alıp çıkmak istiyordu. Defteri de iç cebine koymuş. Aldığı yere gitmeyi düşündü. Belki orada yazarı bulabilirdi. Pek tabi ki bu bir ihtimaldi. İhtimaller bazen kapı aralıklarından bakar; yakalarsam konuşacaklar benimle, biliyorum. Sonuçta bir defa gelmiş ve defteri atmış. Koridora çıkıp metal kapıyı açmaya çalışmak. Buz dolabına girse böyle ızdırap çekmezdi. Belki de bir gün gerçekten girerim, buzla konuşulur mu acaba? Açmak için tuttuğu süngü sanki geceden onu beklemiş ve hiç ısınmamıştı. Eli buz tutuyor gibiydi. Uğraşıp açtı yine. Gidip orada beklemeyi düşündü. Yürümek soğuk havada yeterince zordu. Ayakların soğukta çıkardığı ses bazen adım değil de çatırtı gibi gelir, kırılıyormuş...

Neden Düşeriz - 6 - Hikaye 002

Bölüm - 6: Yağmur Gibi 3 Nisan Zulümler Yağmur Gibi Yağmaya Başlayınca Paydostan sonra gişeye önemli bir   mektup getiren biri gibi:                                                      Gişe çoktan kapalıdır.                                        Yaklaşan bir sel felaketi karşısında kenti uyarmak isteyen biri gibi:              Ama başka bir dilde konuşan. Kimse anlamayacaktır onu.                              Dört k...

Neden Düşeriz - 5 - Hikaye 002

Bölüm 5 : Serzeniş Çizgisi 8 Mart Dünya Çizgileri Bugün yine bir şeyler. Bu “şeyler” kelimesi son zamanlarda sıkışıp kaldığım tüm düşüncelerin ortak adı oldu. Ne olduklarını bilmeden onlara isim veriyorum, çünkü şekilsiz olanı adlandırmak daha kolay. Dünya çizgileri derken kastettiğim aslında paralel evrenler olabilir. Her yol ayrımı farklı bir evrene açılır. Buna bir çizgi diziden gördüğüm için dünya çizgileri diyorum. - Aslında bazen düşünüyorum, belki de ben o çizgilerden birinde çoktan kayboldum da hâlâ buradaymışım gibi davranıyorum. Bir yanlış sapakta unutulmuş bir gölge gibi. - Aslında şu an üzülüyorsan, başka bir yerde mutlusundur belki de. Belki de dünyanın en zengin kişisi oldun, belki de çoktan öldün. İçin ferah olsun bunu okuyorsan hala nefes alıyorsun. Keşke nefes almanın yaşadığımı kanıtlayan en güvenilir şey olduğuna gerçekten inanabilsem. Gel senle beraber çizgiler hakkında konuşalım. Olup olmaması ile ilgili değil olduğunu varsayıp kendi aramızda konuşur gibi konuşalım...

Neden Düşeriz - 4 - Hikaye 002

Bölüm 4 : Yeniden Kafası kaşınarak uyandı. En son ne zaman yıkandığını hatırlamıyordu. Zaten banyo yapmayı zaman kaybı olarak görüyordu. Dışarı çıkmıyor, insanlarla denk gelmiyor ve temiz olmasına gerek yoktu. Mantığını böyle düşünüyordu. Burnu yine kıpkırmızı ve buz kesmiş, kulakları da donmuş adeta. Soğuk gerçekten akıl almaz olsa da o baş edebiliyordu. Soğuğun içinden bazen fısıltılar çıkıyor gibiydi. Sanki oda, nefes alan bir canlı gibi kendi kendine mırıldanıyordu. “Baş ediyorsun,” diyordu belki de… ya da o öyle sanıyordu. Zaten gün içinde yataktan çıkmıyordu. Zaman veya gün kavramı umrunda değildi. Uykusu gelince uyuyabileceği kadar uyur geri kalan zamanında da uyumaya hazırlık olarak geçirirdi. Bir şey yapmak içinden gelmiyordu. Sadece öylesine yaşıyordu. Bazen, göz kapaklarının ardında saat gibi tik tak eden bir şey duyduğunu sanıyor, ama gözlerini açınca sessizlik onu aldatılmış biri gibi karşılıyordu. Geçmişi unutuyordu. Önceden ne yaptığını hatırlıyordu ama şimdi? Yeni bir k...

Neden Düşeriz - 3 - Hikaye 002

Bölüm 3: Kırılım Örtüyü kaldırdı. Karşı binanın penceresinden ay ışığı yansıyordu. Dolunay galiba. Kendi odası bile gözle görünür gibi olmuştu. Soğuk sanki o kadar etkilemiyor, düşünceleri gibi berrak bir hava var sanki. Nefesi acıyor ama. Soğuk hava ciğerini yakıyor. Üstelik mumun da yarısı yanmış. Mum ateşi bile dümdüz yanıyor. Zaman sanki durmuş gibi. Ses yok. Kendi ayak sürtünmesi ve kıpırdanışları var sadece. Kuş sesi, fare sesi, rüzgar sesi ... Hiçbir şey yok. Sanki kalp atışını duyabiliyor gibi. Bir an için kendi kalp atışının dışarıdan gelen bir ses olduğunu düşündü; o kadar sessizdi ki, insan kendi içine düşüyor gibi oluyordu. Sanki vücudu değil, odanın kendisi atıyordu. Burnunu çekip sanki zamanı kontrol etti. Yaşam belirtisi arıyordu. Ama terk edilmiş kısımdı burası. Her yer kapalı olduğu için de şehir ışıkları ona ulaşmıyor. Saati de bilmiyor hem. Acaba bağırsa kendi sesini kaç defa duyacaktı. Şu bir gerçek ki ne olursa olsun soğuk hava insanı kendine getiriyor ve derhal sı...

Neden Düşeriz - 2 - Hikaye 002

Bölüm - 2 : Defterden Yazılar Odasına geri döndü. Defteri okumak artık onun için kolaydı. Ama önce yatağının içine girip ısındı. Mumlardan birini yakıp defteri eline aldı. Mumun titreyen ışığı, odanın duvarlarında hafifçe kıpırdayan gölgeler yaratıyordu; sanki defterin kendisi uyuyan bir canlının nefesiyle hareket ediyormuş gibi. Soğuk, battaniyenin altına girdikçe kemiklerinin arasından çekiliyordu ama zihnindeki merak tam tersine gittikçe ısınıyordu. Üzerinde çiziklerden oluşmuş bir "Neden Düşeriz? " yazısı açıkçası tam anlaşılmıyor ama galiba öyle. Kapağını çevirip ilk sayfaya baktı.  "Düşüş" başlıklı bir yazı. “Neden düşeriz?” sorusunu gördüğü anda içinde anlamlandıramadığı bir ağırlık çöktü. Sanki bu cümlenin cevabı sadece defterde değil, kendi içinde de bir yerlerde saklanmıştı. Cümledeki çizikler ise, soru sorulurken duyulan öfke ya da çaresizliğin izleri gibiydi. "Fiziksel hiçbir şeyim yok ama vücudum üzerinden kamyon geçmiş gibi ağrıyor. Görünürde hiçb...