Neden Düşeriz - 7 - Hikaye 002

Bölüm 7 : Soğuk Sancısı

Örtüyü birden kaldırmak adeta sancı gibiydi. (örtü bazen nefes alır, ben duyuyorum) 

Birden kaldırmış ve soğuk hava hemen temas etmişti. Bir saniyelik bir şoktan sonra soğuk hemen kendini belli ediyordu. Soğuk bile benden hızlı davranıyor bazen, buna da alıştım. Yırtık paltosunu alıp çıkmak istiyordu. Defteri de iç cebine koymuş. Aldığı yere gitmeyi düşündü. Belki orada yazarı bulabilirdi. Pek tabi ki bu bir ihtimaldi. İhtimaller bazen kapı aralıklarından bakar; yakalarsam konuşacaklar benimle, biliyorum. Sonuçta bir defa gelmiş ve defteri atmış. Koridora çıkıp metal kapıyı açmaya çalışmak. Buz dolabına girse böyle ızdırap çekmezdi. Belki de bir gün gerçekten girerim, buzla konuşulur mu acaba? Açmak için tuttuğu süngü sanki geceden onu beklemiş ve hiç ısınmamıştı. Eli buz tutuyor gibiydi. Uğraşıp açtı yine. Gidip orada beklemeyi düşündü.

Yürümek soğuk havada yeterince zordu. Ayakların soğukta çıkardığı ses bazen adım değil de çatırtı gibi gelir, kırılıyormuşsun gibi. Düşünmeyi bile etkiliyor sanki beynini donduruyor gibi. Sadece yürümeye odaklanmış gibi. Düşünürse duracak ve durduğu için daha da üşüyecekti. Kentin bu tarafı adeta soğuk cehennem gibi. Diğer tarafı da tabi ki soğuk ta. Sanki insanların olması soğuğu emiyor gibi. İnsan kalabalığı iyi bir battaniyedir. Burada ise tüm soğuk hava sanki onun için var. Dışarı çıkmasını bekliyor ve çıktığında sanki ona hücum ediyor.

Bir çöp tenekesi görmüştü. Ama hatırlamıyordu. Bu onun defteri bulduğu yer mi yoksa başka bir yer mi?
Bilemiyordu. Hafıza bazen bir kedi gibi kaçar, sen çağırırsın ama gelmez.

Yanında bulunan biraz tümsek yere oturdu. Niye çıkmıştı ki dışarı? Soğuk havada neyi bekliyordu?
Kimse gelmeyecekti. Ama kendi içine adeta büzüşerek beklemeye başladı. İnsan bazen kendi içine kapanır da çıkacak kapı bulamaz. Son yazıları düşünüyor. Ve MT'yi. Kendisini gerçekten merak ediyordu. Yanlış zamanın doğru insanı gibi sanki. Ben de öyleyim diye düşündü.
Ya da doğru insan o ama çok yanlış zamanda karşılaştık, diye düşündü. Zaman hep yanlış, insanlar hep geç. Hepsi olabilirdi. Serzeniş...
Şüphesiz en iyisi oydu.

"Kader, çoğu zaman başkalarının kaleminden yazılır."
Benimkini kim yazıyor acaba? Bazen defter bana bakıyor gibi oluyor, sanki nefes alıyor.
Alıntılar bile güzel. Ve her şey doğru. Sanki o benmişim gibi, her şey ne kadar kötü, diye iç geçirdi. İnsan böyle şeyleri düşünmemeli. Zaman gerçekten acımasız. Bazen çok zamanımız olsun diye düşünürüz ama olunca insan düşünür ve düşünen insan düşer.
Nereye mi?
Karanlığa. 

Durunca düşünmeye başlamıştı. Acaba karşılaşma ihtimali ne ki? Yazarla. Milyonda bir, milyarda bir. İmkansız.
Sıfırdan büyük her sayı umutlanır, öyle olmamak lazım. 
Hayal kırıklığı en kötü şeylerden biri.

Sokağı izlemeye başladı. Kimse yoktu. Kimse.
Hava soğuktu ama evlerde de kimse gözükmüyordu ki. Burası terk edilmiş gibi. Kimse fark etmiyordu onu. O da kimseyi. Zaman akıyor ama burda durmuştu. Soğuktan zamanın donduğu ilk yer diye düşündü. Zamanın bile buralarda nefesi buharlaşıyor. Acaba defteri mi çıkarıp okumalıydı? İyi olur hem zaman geçer, dedi.
Belki de defter beni okur, o kadar yalnız ki ikimizden biri okur artık.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kayıp Kelimeler

Annem

Serzeniş