ZULÜMLER YAĞMUR GİBİ YAĞMAYA BAŞLAYINCA
Paydostan sonra gişeye önemli bir mektup getiren biri gibi: Gişe çoktan kapalıdır. Yaklaşan bir sel felaketi karşısında kenti uyarmak isteyen biri gibi: Ama başka bir dilde konuşan. Kimse anlamayacaktır onu. Dört kez kendisine bir şey verilen bir kapıyı beşinci kez çalan bir dilenci gibi: Beşinci kez aç kalır. Yarasından kan boşanan ve doktoru bekleyen biri gibi: Kan durmaz, hep boşanır.
Biz de ortaya çıkıyor ve bize yapılan zulümleri haber veriyoruz.
İlk kez arkadaşlarımızın yavaş yavaş katledildiğini bildirdiğimizde çığlıklar göklere ağdı. Yüz kişiydi katledilen. Ama bin kişi katledildiğinde ve ölümlerin sonu gelmediğinde bir sessizlik kapladı ortalığı
Zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca "dur!" diyen olmaz artık, Cinayetler üst üste yığılmaya başlayınca görülmez oluverirler. Çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz artık hiçbir çığlık. Çığlıklar da yaz yağmuru gibi yağar.
Bertolt Brecht
Güzel yazılmış bir şiir bence, en etkileyici satırlar bana göre ;
Yaklaşan sel felaketi karşısında başka dilde konuşan uyarıcı, ölümlerin sonu gelmediğinde bir sessizlik kapladı ortalığı, çığlıklar da yaz yağmuru gibi yağar. Ben bir kaç tane bildiğim şiirden birisini sana da gösterdim veya hatırlattım.
Güzel mi şiir?
Eğer kötü olduğunu düşünüyorsan aklına bir şey gelmez, duygular canlanmaz. İyiyse ama düşünmeye başlarsın. Duygular canlanır.
Zaten durumu kötü olan bir halka ya da ülkenin başına bir zalim geçer kendi halkına acımaz veya bir katil ülke senin ülkene göz koyar ve sana soykırım uygular bir bakarsın ki olmayan soykırım için dünyayı birbirine katan ülkeler sesini bile çıkaramaz. İşte o zaman dersin zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca... Sen kendi hikayeni yazarsın. Seninki daha acıdır. Şair de yazmış ya çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz artık hiçbir çığlık. Kimse duymaz seni herkes karnını doyurur, suyunu içer ve uyur. Peki ya sen; aç, susuz ve bomba sesinden uyuyamazsın. Çocuğun gözünün önünde ölür ya da annen. Keşke normal ölse bir de parçalanır. Bacakları, kolları kopar. Neyse daha fazla düşünmeyelim. Düşünerek hiçbir şey yapamayız. Bu kadar düşünürsek her şeyi zaman bile yetmez.
Yazılar yazılır, sözler söylenir. BM denen kurul bir şeyler söyler. Ama durum bellidir.
"Paydostan sonra gişeye önemli bir mektup getiren biri gibi: Gişe çoktan kapalıdır."
Ya da ülkemize gelebilecek tehlikeler yazılır. Bu ülkenin öğretmenlerinin, askerlerinin, polislerinin ve daha nicesinin katilleri ile anlaşma yapılmaz. Bunu yaparsak şöyle olacak veya böyle olacak. Kimse dinlemez. Faşist de denir komplocu olduğun da kimse seni anlamaz. Aynen durum şöyledir.
"Yaklaşan bir sel felaketi karşısında kenti uyarmak isteyen biri gibi: Ama başka bir dilde konuşan. Kimse anlamayacaktır onu."
Ülkenin kaderi aslında senin elindedir. Sen seçersin insanları ya da aday olmak istersin. İkincisi için şansın yoktur büyük tanıdığın yoksa. Birincisi içinse sonuç çoktan bellidir. Halk unutkandır. Yolsuzlukları, kan emicileri, hakkı hukuku umursamaz. Bir de Hain damgası yersin, fikrini söylemek bile çoktur onlara göre. Aynen durum şöyledir.
"Dört kez kendisine bir şey verilen bir kapıyı beşinci kez çalan bir dilenci gibi: Beşinci kez aç kalır."
Para için her şeyi yapabilecek bir halk cebindeki parasının buharlaşmasına ses çıkarmaz. Sana demiyorum ki her düşünceni değiştir. Ama doğruyu söyle çekinmeden, bu kadar korkma. Ben ne dersem boş maalesef. Durum şöyledir.
"Yarasından kan boşanan ve doktoru bekleyen biri gibi: Kan durmaz, hep boşanır."
Biz mi?
"Biz de ortaya çıkıyor ve bize yapılan zulümleri haber veriyoruz. "
Sadece fark et. İdeoloji gözlüğünü çıkar da bak.
Yorumlar
Yorum Gönder